"Kerbela’dan Ulutepe’ye Uzanan Gönül Sofrası"
Muharrem ayının manevi ikliminde kurulan lokma sofrası, kardeşliği, paylaşmayı ve Kerbela’nın asırlık mesajını yeniden hatırlattı.
Bazı sofralar vardır ki sadece karın doyurmaz, gönülleri buluşturur, hatıraları tazeler, insanı kendisiyle ve hakikatle yeniden yüzleştirir.
Turhal Ulutepe Köyü’nde, kıymetli dostumuz ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyemiz Ercan Durna’nın evinin bahçesinde kurulan Muharrem lokması sofrası da işte böyle bir buluşmaya vesile oldu.
Muharrem ayı, İslam tarihinin en hüzünlü ve en derin anlamlar taşıyan zamanlarından biridir.
Bu ay, yalnızca bir matem dönemi değil, aynı zamanda vicdanın, adaletin, sabrın ve insanlık onurunun yeniden hatırlandığı kutlu bir muhasebe zamanıdır.
Kerbela, üzerinden asırlar geçmiş olmasına rağmen hâlâ insanlığın ortak vicdanında kanayan bir yaradır.
Çünkü Kerbela’da sadece insanlar şehit edilmedi.
Adalet susatıldı.
Vicdan kuşatıldı.
Hakikat yalnız bırakıldı.
Hazreti Hüseyin ve beraberindeki Ehlibeyt mensupları, susuzluğa, kuşatmaya ve zulme rağmen hak bildikleri yoldan dönmediler.
Onların mücadelesi bir iktidar mücadelesi değil, insanlık onurunu koruma mücadelesiydi.
Bu nedenle Kerbela yalnızca bir tarih sayfası değildir.
Kerbela, her çağda zalim ile mazlumun, hak ile batılın, vicdan ile çıkarın karşı karşıya geldiği yerde yeniden yaşanır.
Bugün de Kerbela’nın bize bıraktığı en büyük miras, zulme boyun eğmemek, haksızlığın karşısında susmamak ve mazlumun yanında durabilmektir.
Ulutepe’de kurulan o mütevazı sofrada paylaşılmış olan lokmaların değeri de tam olarak buradan geliyordu.
Çünkü o sofrada sadece yemek paylaşılmadı.
Muhabbet paylaşıldı.
Kardeşlik paylaşıldı.
Hatıralar paylaşıldı.
Deyişlerle, türkülerle ve dualarla aynı gönül ikliminde buluşuldu.
Akkız ve Halil Yurtseven’in seslendirdiği türküler Anadolu’nun derin hafızasını soframıza taşırken, Âşık Aslan Yurtseven’in sazından yükselen ezgiler gönüllerdeki muhabbet ateşini daha da harladı.
Semahların dönüldüğü, deyişlerin söylendiği o anlarda insan bir kez daha anlıyor ki, milletleri ayakta tutan sadece maddi güç değildir.
Asıl güç; ortak hafızadır, ortak değerlerdir, aynı acıya üzülüp aynı sevince ortak olabilmektir.
Bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de budur.
Birbirimizi dinlemek…
Birbirimizi anlamak…
Birbirimizin derdiyle dertlenebilmek…
Çünkü insanı insan yapan yalnızca konuşması değil, gönül kurabilmesidir.
Muharrem ayının bize öğrettiği en önemli hakikatlerden biri de budur.
Hazreti Ali’nin adaletini, Hazreti Hasan’ın merhametini ve Hazreti Hüseyin’in cesaretini hayatımıza taşıyabildiğimiz ölçüde bu dünyanın daha yaşanabilir bir yer olmasına katkı sağlayabiliriz.
Ulutepe’de kurulan o gönül sofrası bize bir kez daha gösterdi ki, birlik ve beraberlik büyük salonlarda değil, samimiyetin olduğu mütevazı sofralarda büyür.
Ercan Durna’ya, emeği geçen herkese ve aynı lokmayı paylaşarak aynı duaya “amin” diyen tüm dostlara gönülden teşekkür ediyorum.
Muharrem’in hüznü gönüllerimizde, Kerbela’nın mesajı vicdanlarımızda, birlik ve kardeşlik duygusu ise yarınlarımızda daim olsun.
Muhabbetle, sevgiyle ve hakikatle kalın…
- Türkiye
- HicriYılbaşı
- MuharremAyı
- Kerbela
- Gündem
- Muharrem
- İslam
- İslamTarih
- HzHüseyin
- Ehlibeyt
- Maneviyat
- Sabır
- İnanç
- Dua
- Yas
- İbadet
- Birlik
- Beraberlik
- Kardeşlik
- Rahmet
- Farkındalık
- Anma
- Kültür
- Toplum